teşekkürler zuna
ben severim bu parçayı, sende belki...
KUÅžKU
Neden gözlerin yaralı, neden gövden,
neden memelerin üzgün avuçlarımda,
neden ağırsın: birkaç pişmanlık acısı,
birkaç amaçsız kar, biraz reçine?
Bir adam orada kendi darağacıyla
dinleyen serçe sıcaklığı arasında;
burada bir kadın, ama göze alamıyor aklı
başkaldırmayı kuşkuya.
İkisi de insancıl sözcükler yaratırlardı,
imgeler yaratırlardı, her ikisi de
ama ne yapıyorlar şimdi, artık
yalnızca bir yabanıl hayvan olan elleriyle?
Neden kitaplar yazalım isteksizce,
neden yetinelim boÅŸ sayfalarla,
neden yaşayıp duralım
her sözün yeni bir intihara sürüklediği
düş kırığı ozanlar?
Alain BOSQUET
Çeviri : Özdemir İNCE
ellerin davetler sundu yine
beyaz ve baÅŸtan yaratan ellerin
zamanları erittiler ve çekip aldılar beni en dışlara
erittiler varlığa dair ne varsa potamda.
sözlerin yine ıskaladılar
vızıltısı söndü duyarlıklarımın kulağında
ve hep ıskaladım sana dair ne varsa
geç kalınan soluklarda
sonsuza uzayan o parmakların koyuverdi beni yalnızlıklara
şimdi de o gözlerin bakar mı bana derinden.
çürüttü esmer ve yapıpbozan ellerin
yokluÄŸuna dair ne varsa kafamda
uzansaya bakacağına
yanlış zamanlarıda koysaya aşkın potasına.
bir biz eksiÄŸiz,bizi de koy
sevişsin tüm zamanlarda bize ait ne varsa
sevişsin döl alsın parmakalrınla
sonsuzluğua döl alsın ikiliğimde.
susmadı bugün birtürlü istanbul
yağmurla konuştu en çok ve rüzgarla
fırtınlarla öyle bir çene çaldı ki
sokakların tüyleri diken diken duyduklarından.
herkes bir tarafa kaçıştı,etekler uçuştu
şemsiyeler ters döndü şaşkınlıktan.
belki yalnız ben durdum olduğum yerde
sevdiğim bir masaldı anlatılan.
belki yalnız saçlarım kirpiklerimdi ıslanan.
yoksa niye yanıp dursun,zehrini her solukta dışarı atan içimdeki orman.
belki yalnız ellerim gözlerimdi paslanan.
yoksa niye karşıma çıkıp dursun,herhangi bir araba bir insan gibi kayısı elma ağaçları.
sevdiğim bir şarkıydı rüzgarın dudağında ıslıklanan.
belki yalnız ben..
derdim ne mi,ne istiyorum?
annemi,annemi istiyorum.
yatırsın yine beni ıslak söğüt yapraklarına
tüm ateşimi alsın,bozsun artık şu kısır zehri.
sıkılmaya başladım yağmurdan kardan medet ummaktan
sıkılmaya başladım şarkılar ve masallardan
çünkü yalnız saçlarım ıslanan
çünkü yalnız bu ellerimdir paslanan
belki yalnız ben..yalnız..
Strange Fruit
Southern trees bear strange fruit
Blood on the leaves and at the root
Black bodies swingin' in the Southern breeze
Strange fruit hangin' from the poplar trees
Pastoral scene of the gallant South
The bulging eyes and the twisted mouth
Scent of magnolia, sweet and fresh
Then the sudden smell of burning flesh
Here is the fruit for the crows to pluck
For the rain to gather, for the wind to suck
For the sun to rot, for the tree to drop
Here is a strange and bitter crop
Garip meyve
Güneyin ağaçları garip bir meyve taşır
Yapraklarında ve köklerinde kan var
Kara gövdeler Güneyin melteminde sallanıyor
Garip meyve kavak ağaçlarında asılı
Pek kibar Güneyde kırsal bir manzara bu
Şişmiş gözler ve çarpılmış ağız
Manolya kokusu, çok güzel ve taze
Sonra birden yanan etin kokusu
İşte kargalar didiklesin diye asılmış siyah meyve
Yağmur toplasın ve rüzgar yutsun
Güneş çürütsün ve ağaç düşürsün diye
İşte garip ve acı bir meyve
ablam benümmm savrulur bu sosyomat senin kelamınla...
yavaÅŸ yavaÅŸ gel=)
HAYDARPAÅžA
Şu görkemli bina
Ey tarih! Ey HaydarpaÅŸa!
Martı tutsam kıyında…
GÜLCAN ÇETİNKAYA